Göksel , kilitlerini açtı!
CrazyBoy tarafından 21 Kasım 2007 ÇarÅŸamba günü, saat 19:04'de yazıldı.
Siz Göksel’i ne kadar tanıyorsunuz? Gördüğünüz Göksel gerçek mi?
Hüzünlü bir kadın. Mesafeli, derin, duygusal. ”Bu sorular fazla özel deÄŸil mi?” dercesine bakışlar fırlatıyor ve asla iç dünyasını açmıyor. Åžarkılarında gizli gizli anlatacağını, bana niye açık açık anlatsın? Böyle düşünüyor besbelli.
Ekranda göründüğünden çok daha güzel. KonuÅŸtukça deÄŸiÅŸiyor, derine inme, daha çok tanıma isteÄŸi uyandırıyor. Müzik piyasasına gireli 15 yıl olmuÅŸ. ”Depresyondayım”, ”Sabır”, ”Yarabbi Şükür” gibi ÅŸarkılarla son yıllara damgasını vurmuÅŸ, farklı tarzı ve ses tonuyla markalaÅŸmış ÅŸarkıcı, söz yazarı, besteci Göksel , ilginç bir hikâyeye sahip. Kafasında da ciddi soruları var hayata karşı.
Boğaziçi Üniversitesi’nde felsefe okurken, şarkıcılık hayaliniz ağır bastı ve okulu yarım bıraktınız. Pişman oldunuz mu hiç?
İkisini birlikte götürseydim dediğim oldu. O dönemki şartlar zordu ve bir tercih yapmamı gerektirdi. Doğru tercihi yaptığıma eminim.
Çocukluk hayaliniz neydi?
Çok klasik bir ÅŸarkıcı hikâyem var. Kendimi bildiÄŸimden beri ÅŸarkı söylüyorum. Çok hayalperesttim, gözlüklerin ve ileri derece miyopun etkisiyle, sorun çıkartmayan uslu bir çocuktum. Bir lakabım da ”profesör”dü.
Şarkıcılık hayalini güçlendiren nedir bu çekingen kızda?
Çekingen olduÄŸum için onaylanma istiyorum, kendimi göstermek istiyorum. Åžarkıcıların yaÅŸadığı budur aslında, doyumsuz bir alkışlanma isteÄŸi… Ne olur bizi beÄŸenin, diyoruz. Gözlerimin ileri derecede miyop olması, istediÄŸim her oyunu oynayamamamın ÅŸarkıcı olmamda büyük etkisi var. Çocuklar da çok acımasız tabii, ”dört göz” gibi çeÅŸitli lakaplarım var. Bizi inciten ÅŸeyler, derinleÅŸmemizi saÄŸlıyor. İçime döndüm. İlkokuldan beri ÅŸarkı söylüyorum, ÅŸarkı yazıyorum. İşte bu içedönüklük beni bugüne getirdi.
Felsefe eğitiminin müziğe katkısı oldu mu?
Felsefeden çok, üniversitenin etkisi oldu. Benim özgür ruh haline dönüşme sürecim o zaman oldu. Ailem, mutluluÄŸumu her zaman istedi, yapmak istediÄŸim ÅŸey onlara mantıklı gelmese de onaylamaya çalıştılar ama… Toplumun Türkiye’de kadına yüklediÄŸi sorumluluklar var. Åžimdi sen okulunu oku, bitir, evlen, çocuÄŸunu doÄŸur, kadın olarak yapman gerekenleri yap gibi…
Ve siz bu rolleri beğenmediniz…
Aynen, hep bu dayatmalarla mücadele ettim hayatım boyunca. ”Kendi istediÄŸim hayatı yaÅŸayacağım, bu tehlikeli bir yolculuk ama bunu istiyorum” dedim ve ÅŸarkıcılık yapmaya karar verdim.
Şarkılarınızdan çıkararak soruyorum: Hayatla çözemediğiniz sorun nedir?
35 yaşındayım, hala özgürlük savaşım devam ediyor. Daha yeni yeni bütün hayatıma hâkim durumdayım.
Bu savaşı kime karşı veriyorsunuz, eşinize, ailenize, toplumun değerlerine?
Bana birçok şey yanlış geliyor. Duygu Asena gibi kadınların bu ülkede ne kadar değerli olduğunu anlıyorum. En eğitimli kesimde bile kadına başka türlü davranılıyor. Hâlâ, almak için savaşmamız gereken haklar var. Bu çok sinir bozucu. Hayatım boyunca erkeklerle savaşmak zorunda kaldım.
Hangi alanda en çok?
Hem iÅŸ, hem özel… Mesela dün otomobil kullanıyorum, adamın biri bana ”Hepiniz böylesiniz, kadın deÄŸil misin” diye bağırdı. Bence o erkek ÅŸunu düşünüyor; bir kadın nasıl olur da, onunla aynı haklara sahip olur, onun yoluna çıkar… SavaÅŸ nasıl gidiyor peki?
Şu anda kendi kararlarımı verebildiğim ve kendimi kimseye karşı sorumlu hissetmediğim bir dönemdeyim. O da beni daha enerjik ve mutlu yaptı.
Nasıl sınırlamalar vardı bugüne kadar hayatınızda?
Ben bir erkek çocuÄŸu olsaydım, okulu bırakıp, ÅŸarkıcı olacağım dediÄŸimde aynı tepkiyi almazdım. ”Yapma” demezlerdi.
Hâlâ bir şey yaptığınızda karışıyorlar, müdahale ediyorlar mı?
Artık etmiyorlar. Hayatım boyunca ailem olmasa da birine hep hesap vermek zorunda kaldım ama.
Evlilikte mesela…
Elbette. Eşim de (Alper Erinç) bu camiadan olmasına rağmen, kadın erkek çatışmasını çok yaşadım. Türk erkeklerinin egoları çok şişkin. Erkekler tüm kadınların anneleri gibi olmalarını bekliyorlar.
Hep söylerler ya, evlilik hayran ilgisini olumsuz etkiler diye. Sizde de öyle oldu mu?
Öyle şeylere takmıyorum. Canım evlenmek istedi, evlendim. Benim hırsım şarkılarımın beğenilmesi için. Evliliğin de bağlılıkla gelen, sosyalleşmeyi düşürme gibi etkileri var. Kendine malzeme arıyorsun yazacak. Zaman zaman arkadaşlarımın hikâyelerini yazıyorum.
Biraz mesefeli ve soğuk olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Bunu ne anlamda söylüyorsunuz?
Mesela, sizi görünce nasıl tepki veriyorlar?
Tamam, beni görünce sarılmak yerine, daha mesafeli duruyorlar, kabul ediyorum. Ama benim her kesimden dinleyicim var. Doğulu, batılı, türbanlı, başı açık, herkes beni dinliyor. Müziğimde yeni modern tınılar var ama kendi değerlerimizden gocunmuyorum. O yüzden Anadolu’da da, İstanbul’da da dinleniyorum.
Niye çok popüler değilsiniz?
Çünkü çok popüler müzik yapmıyorum. Bu da bilinçli bir tercih. Popçu kendisini bu kadar kurcalamaz ve bu kadar içe dönük şarkılar yapmaz. Yaptığım şey önce beni mutlu etsin, sonra beğenilsin. Yani müziğimle risk alıyorum. Çok tutulur ama ben her duyduğumda kendimden utanıyorumdur, bu çok kötü olur.
<ö>Artı eksi
Bir ara ”Aldatmayan erkek yoktur” demiÅŸsiniz. Åžimdi evlisiniz, aynı fikirde misiniz?
Pek çok erkeğin çok eşli olduğunu düşünüyorum, pek çok kadının da. İnsanların başka heyecanlar yaşamak istemelerini de anlıyorum ama duygularım asla diyor.
Çocuk istiyor musunuz?
Kendimi hiç hazır hissetmiyorum. İsteyip istemediğimi bile bilmiyorum. Çok korkunç bir duygu, başka bir canlıya o kadar bağlanmak.
Sinirleriniz alınmış gibi duruyorsunuz. Fazla mı sakin, fazla mı otokontrolcüsünüz?
Egolarıyla baÅŸka ÅŸarkıcılara göre en fazla baÅŸ etmiÅŸ kiÅŸiyim, buna inanın… Hatta biraz fazla baÅŸ ettim. Bazen gereÄŸinden fazla mütevazı oluyorum.
Sizi siz yapan en bariz özelliğiniz?
Hassasım.
Kategori: Röportajlar, Yerli Müzik
- Bu yazıyı paylaşın
- Del.icio.us -
- Facebook -
- Meneame -
- Digg
Henüz Yorum Yapılmamış .
