Semum
CrazyBoy tarafından 15 Ocak 2008 Salı günü, saat 00:58'de yazıldı.
Ayça bu kez korkutacak
“Dabbe”nin yönetmeni Hasan Karacadağ’ın ikinci filmi “Semum”, 8 Åžubat’ta vizyona giriyor.
Filmin baÅŸrol oyuncusu Ayça İnci. Ama özellikle ikinci perdeden sonra onu filmde tanıyabilmek pek mümkün olmayacak. Çünkü içine ÅŸeytan giren ve yaratığa dönüşen bir kadını canlandırıyor. “Kendi görüntümden ben bile ürktüm” diyen oyuncu, filmi ve yaÅŸadıklarını Kelebek’e anlattı.
“Semum” filminiz hayırlı olsun. Fragmanından çok etkilendim…
- Ben de filmden çok etkilendim. Çok iyi oldu. Burak (Hakkı) İngiliz ya da Amerikalı bir aktör gibi duruyordu karşımda, bense bir yaratık gibi… Kendimden ürktüm açıkçası… İyi bir iÅŸ çıkacağını tahmin ediyordum, ama bu kadar olacağını ummamıştım. Kendimi beyazperdede görmek için sabırsızlanıyorum.
Çekimler süresince ilginç olaylar yaşadınız mı?
- Hiçbir şey yaşamadım diyorum. Bazı şeylere takılırsan, aynılarını yaşamaya devam edersin, bu yüzden ben takılmadım.
Nelere takılmadınız mesela?
- Uykumda birinin bana sarıldığını ve alev alev yandığımı hissettim. Bütün vücudum yandı, ama böyle bir yanma ÅŸekli yok yani… Hücrelerime kadar hissettim. Ardından camı tıklattı biri ve o tıklamadan sonra yanma ve sarılma durumu gitti. Ben çocukluÄŸumdan beri parapsikoloji ve metafizik konularıyla ilgilenirim. Ama bunlarla ilgilendiÄŸim ve konuya hakim olduÄŸum için korkmuyorum, korunuyorum.
Çok ÅŸey yaşıyorsunuz da anlatmıyorsunuz gibi geldi bana…
- Evet, yaşıyorum ama minimumda… Çünkü yaradan koruduÄŸu müddetçe hiçbir ÅŸey olmaz ve yaradana inandığın müddetçe de seni korur. n Sizi pek bir çirkin gördüm fragmanda, tam bir yaratık olmuÅŸsunuz…
- Filmin yarısında güzelim, yarısında çirkin. İlerleyen sahnelerde yaratığa dönüşüyorum. Oyunculukta güzel gözükmek gibi bir kaygı olmamalı zaten, fotomodel deÄŸilim ki ben…
Özellikle yaratığın bedeninizden çıkarıldığı sahneler çok ürkütücü…
- İnsan hayatı boyunca bilinmeyenden korkar. Bilgi eksikliÄŸinden, cahilliÄŸinden korkarsın. Bir konuyu çok iyi araÅŸtırırsan ve ne olduÄŸunu bilirsen, korkmuyorsun. “Semum”, benim araÅŸtırmalarım sırasında kaçırdığım noktaları görmemi saÄŸladı.
Neleri araştırıyordunuz?
- Tanrı, melek, uzaylılar, yaratıklar, ÅŸeytan, cinler, evren… Bunları tabii ki araÅŸtırıyordum, ama hep kopuk kopuk bilgilerdi. Åžimdi zincir birleÅŸti. Yeryüzünde negatifler, iyiler, pozitifler, kötüler var. Ama bunlar kime göre doÄŸru, kime göre yanlış bilemezsin. Negatifin görevi daha ağır. O var ki, iyinin anlamı ve deÄŸeri anlaşılsın. Benim için iyi de yok, kötü de… Siyah da güzel, beyaz da… Karanlığı temsil ediyor ediyor diye siyaha kötü diyemezsiniz.
Yin-yang gibi yani, öyle mi?
- Evet, çok doÄŸru… Yin-yang gibi, her ÅŸey bir dengedir. Her iyiliÄŸin içinde bir kötülük, her kötülüğün içinde bir iyilik vardır. Gözün gördüğü ÅŸeyi doÄŸru biliyor insan ama göremediÄŸini ne yapacak? Bu film bana, ilmek atlamadan kazak örmeyi öğreten bir film oldu. Kelebek olmak için kendime ördüğüm bir koza bu film.
Koza örmek insanı yalnızlığa sürüklemez mi?
- Bu da bize öğretilmiş işte. Yalnızlık kötüdür diye şartlanmışız. İnsanların hep yanımızda olmasını istiyoruz.
Aidiyet istiyoruz, öyle mi?
- Böyle bir şey yok. Tek değer var, o da kendinsin. Bunu çözdüğün zaman hayat çok daha güzel geçmeye başlıyor. Kimsenin senin malın olmadığını, senin de kimsenin malı olmadığını gördüğün an mutlu olursun.
Kadın-erkek iliÅŸkilerinde bu pek geçerli olmuyor ama… Yola hep aidiyet ve sahiplenilme beklentisi ile çıkılıyor genelde…
- Maalesef öyle, çünkü bireyselliÄŸi bilmiyoruz. Oysa beklentisiz olduÄŸun zaman mutlu oluyorsun, ben bunu öğrendim. Yargılayamazsın, yargılamak Allah’a mahsustur. Sen onun doÄŸrusunu yaÅŸamıyorsun diye yanlış deÄŸildir o! Uyum da budur. O yüzden bu kadar çok ırk yaratmış Tanrı, o yüzden gökkuÅŸağı yedi renk… Yoksa tek renk olurdu.
Bu arada “Semum” sizin ikinci sinema filminiz, deÄŸil mi?
- Evet, ilki “O Åžimdi Mahkum”du. Sonra da bu geldi.
Şimdi bir de tiyatro oyunu var sanırım. Ondan söz eder misiniz?
- Evet, 11 Ocak’ta prömiyeri, 21 Ocak’ta galası yapılacak… Kandemir Konduk’un yazdığı “Çapraz AÅŸklar” adlı bir oyun bu… Kayra Åženocak, Irmak Ünal ve Ruhi Sarı ile birlikte oynuyoruz. Sadri Alışık Tiyatrosu’nda sahnelenecek.
Şu sıralar kendime aşığım
Ben aÅŸksız yaÅŸayamam, ama bir müddet için aÅŸkım iÅŸim olacak… Tanrı biz insanları çift olalım diye yaratmış, ama bu aynı zamanda dünyanın en zorlu sınavı… Çift olabilme anlayışı ve hoÅŸgörüsü, her iki taraf için de çok zorlayıcı. Yalnızlığından hoÅŸnut ol, kendini sev, kendi üzerine titre; ondan sonra bütün dünya senin üzerine titrer. Ama sen kendine acırsan, özen göstermezsen, hiç kimse sana özen göstermez. Åžu sıralar kendime aşığım, kendimi seviyorum. İnsanlara inancım sarsıldı. O yüzden bundan sonra hayatıma girecek kiÅŸinin iÅŸi biraz zor!
Kaynak:Kelebek
Kategori: Röportajlar, Sinema
- Bu yazıyı paylaşın
- Del.icio.us -
- Facebook -
- Meneame -
- Digg
Yorum - seda
Tarih: 15 Nisan 2008 - Salı Saat: 21:29
cemre sen benim herÅŸeyimsin
